Paos searcho0 Sembla 00search5 Eta 7 3search8 Sembla K Alto 3search8 Foc R Build e Paos rsearchhsearch Que u Paos isearchesearchs
İ
rsearchqsearcho Eta Y. Zamir Lenin’in devlet ve komünizm ilişkisi üzerine yazdıklarını eleştiriyor ve “devleti halk kitlelerini terbiye etmekle yükümlü gören parti, işçi sınıfı partisi değil, ancak devlet partisi olabilir! İşçi sınıfının kitabında, devletin halk kitlelerini terbiye etmesi yazmaz. İşçi sınıfının kitabında ‘halk tarafından gayet acımasız bir eğitime tabi tutulması gereken devlettir’ diye yazar” diyor, “devlet, insanın kurtuluşu yolunda terbiye alınacak değil, fakat tam tersine, eleştirel, devrimci, kurucu mücadeleyle terbiye edile edile sönümlendirilecek olan insana aykırı bir toplumsal ilişkidir.”
Devlet ve Devrim, komünist toplumun ilk aşamasını şöyle tasavvur eder:“Komünist toplumun ilk evresinin düzgün işlemesi, ‘aksaksız çalışması’ için başta gelen gereklilik, muhasebe ve denetimdir. Bütün yurttaşlar, silahlı işçilerden oluşmuş devletin ücretli çalışanlarına dönüşürler. Bütün yurttaşlar ülke çapındaki tek devlet ‘kartel’inin çalışanları ve işçileri olurlar. Bütün gereken, yurttaşların eşit çalışarak kendi paylarına düşen işi yapmaları ve eşit ücret almalarıdır…
| Yazının Tamamı | TKP Web Sitesi |
29 Haziran 2011 |
İşçilerin, ezilenlerin ekonomik-demokratik mücadeleleri, insana aykırı dünyanın insana aykırılığını törpüleme mücadelesi gibi görünür. Gerçekte bu gibi görünümler altında, işçilerin, mülksüzlerin, insanlığı reddedilenlerin kendilerini komünal insan olarak inşa etme mücadelesi gelişir. İşçi sınıfı mücadelesi, komünal insanlığı yaratma yolunda insana ait her şeyi, her türlü insanca hali, dahası, insanın inorganik bedenini, yani doğayı da savunmak durumundadır. İşte İkinci Enternasyonal, Marks’ın yabancılaşmış faaliyetten kurtuluş teorisini, sosyalist ya da komünist toplumsal devrimin bu tarihsel kapsam ve derinliğini hiçbir zaman anlamamıştır.Y. Zamir İkinci Enternasyonal zihniyetinin komünist saflarda yaptığı teorik tahribatı sergiliyor
Ücretli emek, yabancılaşmış emek faaliyetinin yarattığı bir toplumsal ilişki biçimidir. Sermaye de aynı yabancılaşmış emek faaliyetinin yarattığı bir toplumsal ilişki biçimidir. Bu iki ilişki, ücretli emek – sermaye ilişkisi olarak birbirlerine kilitlenmiştir. Ücretli emek ile sermayenin birbirleriyle sürekli mücadele halinde olmaları, yabancılaşmış emeğin kendi kendisiyle çatışan sapkın doğası gereğidir.
Ücretli emek ile sermaye, ayrı toplumsal gerçekliklerden doğup birbirlerine “dışarıdan” musallat olmuş değildirler. Tam tersine, birbirleriyle, biri var olduğu sürece ötekisinin de var olacağı içsel bir ilişki içindedirler.
| Yazının Tamamı | TKP Web Sitesi |
29 Haziran 2011 |
Yabancılaşmış emek faaliyeti, içinde bulunduğumuz tersine dönmüş dünyayı tersine dönmüş kılan çekirdek faaliyettir. Yabancılaşmış emek, doğrudan üreticiler ile üretimin maddi koşullarının spontane birliğini inkâr edegelen tarihsel yarılma süreci boyunca ortaya çıkmıştır. İnsana aykırı işbölümü, mülkiyet, meta, değer, para, pazar, ücretli emek, sermaye gibi sapkın toplumsal ilişkiler, yabancılaşmış emek faaliyetinin dolaysız tezahürleridir.
| Yazının Tamamı | TKP Web Sitesi |
29 Haziran 2011 |
Tersine dönmüş dünyanın tekrar tersine döndürülerek düzeltilebilmesi için, bütün dünya halklarının hep birlikte, yabancılaşmış emeği ve ondan türeyen bütün yabancılaşmış faaliyeti her alanda inkâr sürecine girmesi gerekmektedir. İnsanlığı kurtuluşa götürecek olan, yani evrensel komünal insanlığı ortaya çıkaracak olan bu dünya-tarihsel seferberliğe sosyalist ya da komünist toplumsal devrim denir.
| Yazının Tamamı | TKP Web Sitesi |
29 Haziran 2011 |
Y. Zamir, İkinci Enternasyonal zihniyetinin komünistlerin kafasında yarattığı teorik kafakarışıklığına işaret ediyor ve Marks’ın komünist toplumu betimlerken hiçbir zaman onu sadece iki evreli olarak tasavvur etmediğini anlatıyor.
Marks’tan önceki dönemde, insanca yaşanacak bir toplum hayali kuran ütopikler, kendi zihinlerinde birtakım projeler geliştirmişlerdi. Fransız ütopikleri tasarladıkları topluma zamanla “sosyalizm” ya da “komünizm” demeye başladılar. Sosyalizm terimini, ilk kez, Saint-Simon’un yetiştirdiği Pierre Leroux 1832′de, La Globe gazetesinde kullandı. Komünizm terimini de Etiénne Cabet 1830′ların sonlarında literatüre soktu.
| Yazının Tamamı | TKP Web Sitesi |
29 Haziran 2011 |
Bu seçimlerde Kürt seçmenlerin belirleyici ağırlık taşıdığı her yerde oylar BDP’nin desteklediği bağımsız adaylara verilmeli; ülke genelinde ise oylar, Emperyalist Türkiye’nin kaptanlığına soyunan AKP’nin tek başına iktidar olmasını, mutlak çoğunluğa ulaşmasını engelleyici tarzda kullanılmalıdır
Seçimler, iyi burjuva partisiyle kötü burjuva partisi arasında cereyan etmiyor. Bu açıdan, secimde kullanılan her emekçi oyu, burjuvazinin olabildiğince bölünmüşlüğüne, iktidar olacak partinin (ki somutta bu AKP’dir) mutlak çoğunluktan uzak düşmesine, mümkünse tek başına iktidar olamamasına hizmet etmelidir.
Bir bakıma bu genel seçimlerin öteki genel seçimlerden fazlaca bir farkı yok: TBMM’de temsil iddiasında ve seçilebilecek konumda olan partilerin tümü (Kürt partisi dahil), burjuva partisidir. Milyonlarca emekçi seçmen açısından yine alternatifsiz bir seçim söz konusudur.
Öte yandan, Kürt ulusal hareketinin partisi BDP ve ittifaklarının, şimdiki siyasal konumları ve bu seçimlerde görecekleri işlev bir farklılık getirmektedir. Bu da seçimlere ilişkin taktik tavrımızı belirlemede yardımcı oluyor. BDP, Kürt ulusal hareketinin legal partisi olarak, Kürt seçmenlerin ezici çoğunluğunu temsil iddiasındadır. Bu özelliğiyle de, Türk ve Kürt burjuvazileri arasındaki pazarlıkta taraf, ulusal sorunun “halli” yolunda önemli bir halkadır.
| Yazının Tamamı | TKP Web Sitesi |
07 Haziran 2011 |
Dağa taşa, uçan kuşa, turnalara haber verin dostlar: Türk-İş bu yıl da 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanacağını ilan etti.
Bayrağı yine Taksim’e dikmeye hazırlanalım! Geçen yıl büyük yığınsal bir 1 Mayıs yapmıştık. Bu yıl MİLYONLUK 1 MAYIS için işçi yığınlarını, sınıfı ayağa kaldırmanın imkanı vardır. Yeter ki tüm işçi örgütleri, tüm ilerici devrimci kamuoyu, tek tek tüm ilericiler sınıfımızın alnının akı olan bu günü BİRLİK VE DAYANIŞMA içinde kutlamak üzere tüm enerjilerini seferber etsinler.